Can Dündar – “Keşke Burada Olsaydın” | kesinve.net | güncel Türkçe blog.
RSS

Can Dündar – “Keşke Burada Olsaydın”

Pink Floyd, müzik tarihinin en köklü grubu. Günümüzde bir çok müzik türünün ortaya çıkmasını sağlayan insan oluşumu.” The Wall”, “Dark Side of The Moon” ve “Wish You Were Here” gibi albümlerle kitleleri bugün bile peşinden sürükleyen ilahlar. Tanrı’nın duvardaki eksik tuğlayı tamamlamaları için gönderdiği muhterem zatlar.

Grubun temel taşı, yani oluşum süreci “Syd Barrett”a dayanır. Syd Barrett’ı özetleyecek olursak:

14 yaşına kadar normal bir çocukluk geçirdi. Bu sırada babası tarafından kendisine bir gitar alındı ve müzik hayatı gitarı üzerindeki ilk denemelerle başladı. 14 yaşında babasını kaybetti. Bu erken ölüm onun psikolojik yapısını travma denebilecek derecede olumsuz etkiledi.

1964′te grup arkadaşları olan Roger Waters, Nick Mason ve Rick Wright ile beraber Pink Floyd’u kurdu. Gençlik yılları boyunca yoğun miktarda uyuşturucu, LSD ve kahvesiyle birlikte acid isimli maddeyi yoğun bir biçimde kullanıyordu.

Syd Barrett kendine has slide tekniği ve kaydedilen seslere verdiği efektler, konser sırasında arkada gösterilen yeni renk oyunlarıyla psychedelic müzik (saykodelik müzik) kavramını yaratmıştı. Grubun tanınmasını sağlayan single’lar Arnold Layne ve See Emily Play Barrett imzalı eserlerdi. Pink Floyd’un ilk albümü olan The Piper At The Gates Of Dawn’nın bir şarkı dışında hepsini bestelemiş, çıkan singleların çoğunu yazmış ve ikinci albümde de bir şarkı bestelemiş ve bir şarkıda gitar çalmıştır. Şarkı sözlerinde uyuşturucunun etkisinden dolayı hayali şeylerden bahsetmiştir. Astronomy Domine’de gökyüzündeki gezengenlerden bahsederken Chapter 24′te mistik öğeler ve büyülerden bahsetmiş. Syd’in çocuksu yüzü sevgilisine bisikletini ödünç vermekten bahsettiği Bike, kedisi Lucifer Sam, cüceler ve korkuluklar hakkında yazdığı şarkılarda ortaya çıkmıştı. Uyuşturucu etkisinde yazdığı şarkılara baktığımızda ise ilk versiyonu dakikalarca aynı melodi üstüne kurulu Interstellar Overdrive, bir konserden sonra gördüğü hayali bir kız hakkındaki See Emily Play ve uyuşturucu sarmayı anlattığı için yasaklanan Candy And A Current Bun’ü görmekteyiz.

Syd Barrett, Pink Floyd’dan ayrıldıktan sonra solo kariyerine devam etmek istedi, ancak çok sıkıntılı dönem geçiriyordu… Bazı albümleri hatalar düzeltilmeden yayınlandı, konserleri üç beş şarkıyı geçmedi, son albümü yayınlanabilir olarak görülmedi, yazdığı söz ve melodiler gerek fazla uyuşturucunun etkisiyle, gerek psikolojisinin bozulması nedeniyle çok daha kompleks bir yapı haline gelmişti.

Bu esnada Pink Floyd, başarıdan başarıya koşuyordu..

Ta ki 1975 yılına kadar.

1975 yılında Pink Floyd, Wish You Were Here albümünü kaydederken Shine On You Crazy Diamond (ki birinci üçüncü ve beinci kelimelerinin baş harfleri SYD olmaktadır) ve Wish You Were Here şarkılarını Syd Barrett için bestelemişlerdir. Shine On..’un kayıtlarında Syd, kaşları dahil vücudundaki bütün kılları kesmiş ve kilo almış bir halde stüdyoya gelip gitar kayıtlarını ne zaman yapacağını sormuştur. Onu gören grup üyeleri ise ağlamışlardır. David Gilmour o kişinin hala Syd olduğuna inanmak istemese de Roger Waters onun Syd olduğundan emindir. Ona yazdıkları Wish You Were Here’i ona çaldıklarında ise Syd Barrett şarkıyı çok eski moda bulmuştur. Oradan ayrılan Syd Barrett ile grup üyeleri bir daha hiç buluşmamışlardır. Grup ayrıca Dark Side Of The Moon albümündeki deliliği anlatan Brain Damage şarkısını Syd’den esinlenerek yazmış ve Roger Waters, 1982 tarihli Pink Floyd: The Wall filminin baş kahramı Pink’i yaratırken eski arkadaşı Syd’i düşünerek yaratmıştır.

Stüdyoda yaşanan bu olaylardan sonra Syd Barrett evinde inzivaya çekilmiş ve kendini kaybettirmiştir. Artık Syd adının yerine orijinal adı Roger’ı kullanmaya başlamıştır. Daha eskiden resim eğitimi almış ve resim yapmakta olan Barrett, müzikten sonra da kendini resim yapmaya adamıştır. Yıllar sonra David Gilmour bir doğum günü partisine Syd’i çağırmak için davetiye yollamış ancak Syd’in ablası tarafından iyi dilekler almıştır.

Artık sağlığı iyice bozulan Syd Barrett, Cambridge’deki evinde inziva hayatı sürdürüyordu ve resim yapmaya devam ediyordu. 7 Temmuz 2006 günü 60 yaşında iken, Cambridge’deki evinde pankreas kanseri sonucu hayatını kaybetti.

Can Dündar 2002 yılında yazdığı bir yazıda Pink Floyd’a, Türkçesi “Keşke Burada Olsaydın” olan “Wish You Were Here” isimli şarkıya, aynı isimli albüme ve Pink Floyd’un “Deli Dahisi” olan Syd Barrett’a ithafen bir yazı yazmıştır.

o hüzünlü gitar soloyu ilk duyduğumda 15′imde olmalıyım.
gitarın açtığı yoldan bir bateri atak yapıyor, sonra bir çığlık, ağır melodik motiflerle ilerleyen parçayı yırtarcasına yükseliyordu:
“hatırlıyor musun, gençliğinde güneş gibi parıldardın/
şimdi semada kara deliklere benziyor bakışların/
patlat kendini çılgın elmas / haydi gel ve parılda!..”
kimbilir kaç uykusuz gecenin ortağıydı, kapağında yanarak el sıkışan adam olan bu albüm; kaç ayrılık kabusunun, kaç kavuşma hasretinin yoldaşıydı.
“şimdi aynı akvaryumda yüzen iki yitik ruhsuz yalnızca/
yıllar yılı aynı eski toprakları aşındırarak ne bulduk ki?
aynı eski korkulardan başka… / burada olsaydın keşke…”

şarkıya ilham veren adamın gerçek öyküsünü nice sonra öğrendim. (pink floyd, stüdyo imge, 1996)
adı; syd barret’ti.
cambridge lisesi’nden arkadaşı roger waters’la okul çıkışı, burs paralarını barlarda harcar, geceleri motor yarıştırır, sonra uyuşturucu ve seks için eve kapanırlardı.
o yıllarda bir yandan gitar çalmayı öğreniyor, bir yandan da rolling stones dinleyip, ilerde kuracakları grubu hayal ediyorlardı.
20 yaşına gelince hayalleri gerçek oldu.
syd gitar, roger bas çalıyor, aynı liseden rick wright klavyede, nick mason davulda oturuyordu.
gruba isim ararken syd, hayran olduğu iki cazcının, pink anderson’la flyod council’in adlarını birleştirmişti.
pink floyd böyle doğdu.

ilk albümde tüm sözleri syd barrett yazmıştı. yan yana düşen çılgın sözcüklerden şaşırtıcı mısralar oluşturan inanılmaz sözlerdi bunlar…
syd bir dahiydi; ama fazla “uçmaya” başlamıştı. güne, kahvesine acid atarak başlıyor, günde 3 – 4 kez tribe giriyordu.
cromwell yolunda harabe bir evde, pink ve floyd adında, kendisi gibi acid düşkünü iki kedi ve bir sürü insanla birlikte yaşıyordu.
1967′de çevresine bir “duvar” ördü ve hepten içine kapandı.
katıldıkları tv programlarında boş bakışlarla oturuyor, konserlerde saatlerce aynı akorları basıyordu.
sonunda 1968′de, adını verdiği ve ilk albümünün bütün sözlerini yazdığı gruptan kovuldu.
pink floyd, “çılgın dahi”sini kaybetmişti.

annesi syd’i bir sanatoryuma yatırdı. 8 yıl orada kaldı. bütün gün televizyon karşısında oturup şişmanlıyordu.
o, hayattan koparken, pink floyd şöhrete kavuştu. dark side of the moon’la hepten patlamışlardı.
1975′te yeni bir albüm için abbey road stüdyosuna girdiklerinde tuhaf bir şey oldu. hep önce müziği yapıp, sonra üzerine söz yazdıkları halde bu kez david’in hüzünlü gitar solosunu duyan roger, syd için bir şarkı yazmak istedi “keşke burada olsaydın” döküldü dilinden…
sonrasını rick wright anlatıyor:
“stüdyoya geldiğimde kanepede şişman, iri yarı, kel bir adam oturuyordu. miksaj masasında çalışmaya başladık. roger’a adamın kim olduğunu sordum, bilmediğini söyledi. 45 dakika sonra aniden bu adamın syd barrett olduğunu fark ettim. yıllardır onu görmemiştik ve tam kendisi için yazılan bir parçanın vokallerini kaydederken çıkagelmişti. dişlerini fırçalayıp yanımıza geldi:
‘- peki ben gitar kayıtlarını ne zaman yapıyorum?’ diye sordu.
‘- üzgünüz syd, gitar kayıtları yapıldı’ dedik.”
roger waters ise o günü şöyle hatırlıyor:
“karşımda iri, şişman, delirmiş bir adam vardı. üstelik tam ‘keşke burada olsaydın’ı kaydederken gelmişti. gözyaşlarımı tutamadım. syd tutkulu insanların yok oluşunun en uç noktasını simgeler. modern hayatın hüznüyle ancak böyle baş edebiliyordu”.

geçen ay pink floyd, 35. yıldönümünü “echoes” (yankılar) adlı bir albümle kutladı. 26 eski şarkının yer aldığı albümü alıp cd – çalarıma koyduğumda, 15 yaşında başucumdan eksik etmediğim albümün kapağındaki “tokalaşırken yanan adam” geldi gözümün önüne…
buruk gitar soloyla başlayan parçayı seçtim ve onun hüzünlü tellerine tutunup çeyrek asır öncesine geçtim:
“hatırlar mısın, gençliğinde güneş gibi parıldardın /
şimdi semada kara delikler gibi bakışların… (..)
keşke burada olsaydın…

can dündar
27.01.2002

Efsaneler hiç ölmezler, çünkü onlar efsane olmuştur, evrensel olmuştur.

Tıpkı Pink Floyd gibi, Syd Barrett gibi…

“Shine On You Crazy Diamond!”


1 Comments SENDE EKLE ↓

  1. Hatice Gülbahar #
    1

    Seni gerçekten tebrik ederim,gerçekten can alıcı bir konuya değinmişsin.Pink Floyd’un küçüklüğümden beri ayrı bir yeri vardır bende. Kaliteli müziğin öncüsü kesinlikle Pink Floyd’dur ve herkes bu tarz müziği sevmeyenler bile dinlemeli…



Yorumlarınız